His choleric temperament often leads to conflicts with his colleagues.
Onun kolerik mizacı, genellikle iş arkadaşlarıyla çatışmalara yol açar.
The choleric boss shouted at his employees for making a mistake.
Kolerik patron, hata yaptıkları için çalışanlarına bağırdı.
She tried to avoid her choleric neighbor to prevent unnecessary arguments.
Gereksiz tartışmalardan kaçınmak için kolerik komşusundan kaçınmaya çalıştı.
His choleric outbursts were becoming more frequent, causing concern among his friends.
Onun kolerik patlamaları daha sık hale gelmeye başladı, bu da arkadaşlarının endişelenmesine neden oldu.
The choleric customer demanded to speak to the manager about the poor service.
Kolerik müşteri, kötü hizmet hakkında yöneticiyle konuşmak istedi.
She tried to remain calm despite her choleric husband's constant complaints.
Kolerik kocasının sürekli şikayetlerine rağmen sakin kalmaya çalıştı.
The choleric driver honked aggressively at the slow-moving vehicle in front of him.
Kolerik sürücü, önündeki yavaş araçlara karşı agresif bir şekilde korna çaldı.
His choleric reaction to criticism often alienated his friends and family.
Onun eleştiriye karşı kolerik tepkisi, genellikle arkadaşlarını ve ailesini yabancılaştırdı.
The choleric chef slammed pots and pans in the kitchen when things didn't go his way.
Kolerik şef, işler onun istediği gibi gitmediğinde mutfakta tencere ve tavaları yere çarptı.
The choleric professor's loud voice echoed through the lecture hall when students failed to pay attention.
Kolerik profesörün yüksek sesi, öğrenciler dikkat etmediklerinde derslikte yankılandı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir