the candidate's campaign handlers; the defector's handlers.
adayın kampanya yöneticileri; firarinin yöneticileri.
baby-sat the children; baby-sat the Soviet defector; baby-sit a breaking news story.
çocuklara göz kulak oldu; Sovyet firarisine göz kulak oldu; bir flaş haber hikayesine göz kulak oldu.
The defector provided valuable information to the authorities.
Firari, yetkililere değerli bilgiler sağladı.
The government is offering protection to the defector.
Hükümet, firariye koruma sağlıyor.
The defector's family was left behind in their home country.
Firarinin ailesi kendi ülkelerinde geride kaldı.
The defector sought political asylum in a foreign embassy.
Firari, yabancı bir büyükelçilikte siyasi sığınma talep etti.
The defector's decision to leave was a difficult one.
Firarinin ayrılmaya karar vermesi zor bir karardı.
The defector's story shed light on the inner workings of the regime.
Firarinin hikayesi rejimin iç işleyişine ışık tuttu.
The defector risked his life to escape across the border.
Firari, sınırı geçerek kaçmak için hayatını riske attı.
The defector's identity was kept secret for security reasons.
Firarinin kimliği güvenlik nedeniyle gizli tutuldu.
The defector was debriefed by intelligence agents upon arrival.
Firari, varışta istihbarat ajanları tarafından sorguya çekildi.
The defector's testimony was crucial in the investigation.
Firarinin tanıklığı soruşturmada çok önemliydi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir