the soil was friable between her fingers.
Parmaklarının arasında toprak gevrekti.
The cookies were so friable that they crumbled at the slightest touch.
Kurabiyeler o kadar gevrekti ki en hafif dokunuşta paramparça oldular.
The old books in the library were friable and falling apart.
Kütüphanedeki eski kitaplar gevrekti ve parçalanıyordu.
The ancient pottery was friable due to its age.
Antik seramik, yaşı nedeniyle gevrekti.
The dry soil in the garden was friable and easily crumbled.
Bahçedeki kuru toprak gevrekti ve kolayca paramparça oldu.
The delicate meringue was so friable that it melted in your mouth.
Hassas mereng o kadar gevrekti ki ağzınızda eridi.
The friable rock crumbled under the weight of the hiker.
Gevrek kaya, yürüyüşçünün ağırlığının altında paramparça oldu.
The ancient scrolls were so friable that they had to be handled with extreme care.
Antik parşömenler o kadar gevrekti ki aşırı dikkatle ele alınmaları gerekiyordu.
The friable sandstone cliffs eroded over time.
Gevrek kumtaşı yamaçları zamanla aşındı.
The friable plaster on the walls was in need of repair.
Duvarlardaki gevreklik alçı tamir edilmeye ihtiyaç duyuyordu.
The friable nature of the material made it unsuitable for heavy-duty use.
Malzemenin gevreklik özelliği, onu ağır hizmet kullanımı için uygunsuz hale getirdi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir