I trust you implicitly.
Size tamamen güveniyorum.
a lorry driver implicitly undertakes that he is reasonably skilled as a driver.
Bir kamyon sürücüsü, makul ölçüde yetenekli bir sürücü olduğunu örtük olarak kabul eder.
The agreement was implicitly understood by both parties.
Anlaşma her iki tarafça da örtük olarak anlaşıldı.
She implicitly trusted her best friend with her deepest secrets.
En derin sırlarını en yakın arkadaşına örtük olarak güveniyordu.
His silence implicitly indicated his disapproval.
Onun sessizliği, hoşnutsuzluğunu örtük olarak gösterdi.
The new policy implicitly encourages employees to take more initiative.
Yeni politika, çalışanları daha fazla inisiyatif almaya örtük olarak teşvik ediyor.
By nodding, she implicitly agreed to the plan.
Başını sallayarak, plana örtük olarak kabul etti.
The teacher's raised eyebrow implicitly warned the students to behave.
Öğretmenin kaşını çatarak öğrencilere davranışlarını düzeltmeleri için örtük bir uyarıda bulundu.
The tone of his voice implicitly conveyed his disappointment.
Ses tonu hayal kırıklığını örtük olarak iletti.
Her actions implicitly suggested that she was not interested in the project.
Onun eylemleri, projeye ilgi duymadığını örtük olarak gösterdi.
The company's logo implicitly represents its core values.
Şirketin logosu, şirketinin temel değerlerini örtük olarak temsil ediyor.
The novel's ending implicitly leaves readers to interpret the characters' fates.
Romanın sonu, okuyucuların karakterlerin kaderlerini yorumlamalarına örtük olarak yer bırakıyor.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir