The ruler's rapacity knew no bounds, as he seized more and more land from his people.
Hükümdarın açgözlülüğü sınır tanımadan, halkından daha fazla toprak ele geçirdi.
Corporate rapacity led to the exploitation of natural resources without regard for the environment.
Şirketlerin açgözlülüğü, çevreyi dikkate almadan doğal kaynakların sömürülmesine yol açtı.
The rapacity of the company's executives resulted in massive layoffs to increase profits.
Şirketin yöneticilerinin açgözlülüğü, kârı artırmak için kitlesel işten çıkarmalara neden oldu.
The rapacity of the invaders left the village in ruins, with nothing left for the survivors.
İstilacıların açgözlülüğü, köyü harabeye çevirdi ve hayatta kalanlar için hiçbir şey bırakmadı.
The rapacity of the dictator led to widespread poverty and suffering among the population.
Diktatörün açgözlülüğü, nüfus arasında yaygın yoksulluk ve acıya yol açtı.
The rapacity of the mining companies devastated the local ecosystem and displaced indigenous communities.
Madencilik şirketlerinin açgözlülüğü, yerel ekosistemi tahrip etti ve yerli toplulukları yerinden etti.
The rapacity of the drug lord led to violence and chaos in the streets.
Uyuşturucu lordunun açgözlülüğü, sokaklarda şiddete ve kargaşaya yol açtı.
History is filled with examples of rapacity leading to the downfall of empires.
Tarih, açgözlülüğün imparatorlukların yıkımına yol açtığı örneklerle doludur.
The rapacity of the wealthy elite contrasted sharply with the poverty of the working class.
Zengin elitlerin açgözlülüğü, işçi sınıfının yoksulluğuyla keskin bir şekilde tezat oluşturdu.
The rapacity of the landlord drove tenants to protest against unfair rent hikes.
Arazi sahibinin açgözlülüğü, kiraların adaletsiz artışına karşı protesto düzenlemeye kiracıları teşvik etti.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir