Aside from a thorough medical family history, there is no need to offer any genetic testing on the basis of consanguinity alone.
Ayrı bir aile tıbbi öyküsü açısından, akrabalık temeline dayalı genetik testler sunulmasına gerek yoktur.
The study focused on the consanguinity between the two families.
Çalışma, iki aile arasındaki akrabalığa odaklandı.
Consanguinity can impact genetic diseases within a population.
Akrabalık, bir popülasyon içindeki genetik hastalıkları etkileyebilir.
In some cultures, consanguinity is valued for maintaining family ties.
Bazı kültürlerde, akrabalık aile bağlarını sürdürmek için değerlidir.
The royal family's consanguinity has been a topic of historical discussion.
Royal ailesinin akrabalığı tarihi tartışma konusu olmuştur.
Consanguinity can lead to a higher risk of certain genetic disorders.
Akrabalık, belirli genetik bozuklukların riskini artırabilir.
Marriage between close relatives can result in consanguinity.
Yakın akrabalar arasındaki evlilik akrabalığa yol açabilir.
The genetic counselor discussed the implications of consanguinity with the family.
Genetik danışman, akrabalığın sonuçlarını aileyle görüştü.
Consanguinity is an important factor to consider in genetic counseling.
Akrabalık, genetik danışmanlıkta dikkate alınması gereken önemli bir faktördür.
The consanguinity of the siblings was evident in their similar features.
Kardeşlerin akrabalığı, benzer özelliklerinde belirgindi.
The research aimed to explore the effects of consanguinity on health outcomes.
Araştırma, akrabalığın sağlık sonuçları üzerindeki etkilerini araştırmayı amaçladı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir