small size
küçük boyut
small town
küçük kasaba
small amount
küçük miktar
small number
küçük sayı
small scale
küçük ölçek
small business
küçük işletme
in the small
küçük olan
small group
küçük grup
no small
pek küçük değil
small part
küçük bir rol
small village
küçük köy
small quantity
küçük miktar
small intestine
ince bağırsak
small hole
küçük delik
small sample
küçük örnek
small profits
küçük karlar
small trees
küçük ağaçlar
small change
küçük değişiklik
small molecule
küçük molekül
these are small points.
bunlar küçük noktalar.
the small of the back.
sırtın alt kısmı.
They are small potatoes.
Onlar küçük patateslerdir.
a small Polaroid snapshot.
küçük bir Polaroid fotoğrafı
a small, economical car.
küçük, ekonomik bir araba.
a small, frowsty office.
küçük, loş bir ofis.
a small industrial town.
küçük bir endüstriyel kasaba.
a small inextinguishable candle.
küçük, söndürülemeyen bir mum.
there was a small charge outstanding.
Küçük bir borç vardı.
a small quantity of food.
bir miktar yiyecek.
the room was small and quiet.
Oda küçük ve sessizdi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir