sparring partner
antrenman ortağı
iceland spar
izlanda sparı
to work out daily with sparring partner
günde sparring ortağı ile çalışmak
The two MPs were sparring with each other.
İki milletvekili birbirleriyle sparring yaptılar.
He decked his sparring partner.
Sparring ortağını yere serdi.
They were sparring in the boxing ring.
Dövüş ringinde sparring yapıyorlardı.
The two martial artists were sparring to improve their skills.
İki dövüş sanatçısı becerilerini geliştirmek için sparring yaptılar.
Sparring is an important part of training for combat sports.
Sparring, dövüş sporları için eğitiminin önemli bir parçasıdır.
The students were sparring with each other in the dojo.
Öğrenciler dojo'da birbirleriyle sparring yaptılar.
The sparring session helped them prepare for the upcoming tournament.
Sparring seansı yaklaşan turnuvaya hazırlanmalarına yardımcı oldu.
The coach paired up the students for sparring practice.
Antrenör öğrencileri sparring pratiği için eşleştirdi.
Sparring allows fighters to test their techniques in a controlled environment.
Sparring, dövüşçülerin tekniklerini kontrollü bir ortamda test etmelerini sağlar.
The sparring partners exchanged blows with precision and speed.
Sparring ortakları hassasiyet ve hızla darbe alışverişinde bulundular.
The sparring match ended in a draw after intense competition.
Yoğun rekabetin ardından sparring maçı beraberlikle sonuçlandı.
Sparring is a great way to improve reflexes and agility.
Sparring refleksleri ve çevikliği geliştirmek için harika bir yoldur.
sparring partner
antrenman ortağı
iceland spar
izlanda sparı
to work out daily with sparring partner
günde sparring ortağı ile çalışmak
The two MPs were sparring with each other.
İki milletvekili birbirleriyle sparring yaptılar.
He decked his sparring partner.
Sparring ortağını yere serdi.
They were sparring in the boxing ring.
Dövüş ringinde sparring yapıyorlardı.
The two martial artists were sparring to improve their skills.
İki dövüş sanatçısı becerilerini geliştirmek için sparring yaptılar.
Sparring is an important part of training for combat sports.
Sparring, dövüş sporları için eğitiminin önemli bir parçasıdır.
The students were sparring with each other in the dojo.
Öğrenciler dojo'da birbirleriyle sparring yaptılar.
The sparring session helped them prepare for the upcoming tournament.
Sparring seansı yaklaşan turnuvaya hazırlanmalarına yardımcı oldu.
The coach paired up the students for sparring practice.
Antrenör öğrencileri sparring pratiği için eşleştirdi.
Sparring allows fighters to test their techniques in a controlled environment.
Sparring, dövüşçülerin tekniklerini kontrollü bir ortamda test etmelerini sağlar.
The sparring partners exchanged blows with precision and speed.
Sparring ortakları hassasiyet ve hızla darbe alışverişinde bulundular.
The sparring match ended in a draw after intense competition.
Yoğun rekabetin ardından sparring maçı beraberlikle sonuçlandı.
Sparring is a great way to improve reflexes and agility.
Sparring refleksleri ve çevikliği geliştirmek için harika bir yoldur.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir