the company faces some unappealing choices.
şirket, bazı çekici olmayan seçeneklerle karşı karşıya.
the grass had withered to an unappealing brown.
çimenler çekici olmayan kahverengi bir renge kavuşmuştu.
The food looked unappealing, so I didn't want to try it.
Yiyecek çekici görünmüyordu, bu yüzden denemek istemedim.
The movie received bad reviews because of its unappealing plot.
Film, çekici olmayan konusu nedeniyle kötü eleştiriler aldı.
The old building had an unappealing exterior but a beautiful interior.
Eski binanın çekici olmayan bir dış cephesi ama güzel bir iç mekanı vardı.
The job offer was unappealing due to its low salary and long hours.
Düşük maaş ve uzun çalışma saatleri nedeniyle iş teklifi çekici değildi.
The unappealing weather made us cancel our outdoor plans.
Çekici olmayan hava durumu, açık hava planlarımızı iptal etmemize neden oldu.
The restaurant's unappealing decor turned away potential customers.
Restoranın çekici olmayan dekorasyonu, potansiyel müşterileri uzaklaştırdı.
The unappealing smell coming from the kitchen made me lose my appetite.
Mutfaktan gelen çekici olmayan koku iştahımı kaçırdı.
Her unappealing personality made it difficult for her to make friends.
Onun çekici olmayan kişiliği arkadaş edinmesini zorlaştırdı.
The unappealing color of the dress made it hard to sell in the store.
Elbiselerin çekici olmayan rengi mağazada satılmasını zorlaştırdı.
The unappealing presentation of the product failed to attract customers.
Ürünün çekici olmayan sunumu müşterileri çekmeyi başaramadı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir