abominated the idea
fikri tikindiler
abominated violence
şiddeti tikindiler
he abominated dishonesty.
dürüstlükten nefret etti.
she abominated violence in all its forms.
o, şiddeti her biçimde nefret etti.
the idea of war was something he utterly abominated.
savaş fikri, onu derinden nefret ettiren bir şeydi.
they abominated the injustice inflicted upon them.
onlar, kendilerine yapılan adaletsizlikten nefret ettiler.
his actions made me abominate him deeply.
onun davranışları beni derinden nefret etmeme neden oldu.
the thought of such cruelty made her abominate the world.
böyle bir acımasızlığın düşüncesi, onu dünyaya karşı nefret etmesine neden oldu.
he abominated hypocrisy in others, yet practiced it himself.
o, başkalarındaki riyakarlığından nefret ederken, kendisi onu uyguluyordu.
they abominated the corruption that permeated their government.
onlar, hükümetlerini sarsan yolsuzluktan nefret ettiler.
the dictator's cruelty was something she utterly abominated.
diktatörün acımasızlığı, onu derinden nefret ettiren bir şeydi.
most people abominate the idea of war and violence.
çoğu insan savaş ve şiddet fikrinden nefret eder.
abominated the idea
fikri tikindiler
abominated violence
şiddeti tikindiler
he abominated dishonesty.
dürüstlükten nefret etti.
she abominated violence in all its forms.
o, şiddeti her biçimde nefret etti.
the idea of war was something he utterly abominated.
savaş fikri, onu derinden nefret ettiren bir şeydi.
they abominated the injustice inflicted upon them.
onlar, kendilerine yapılan adaletsizlikten nefret ettiler.
his actions made me abominate him deeply.
onun davranışları beni derinden nefret etmeme neden oldu.
the thought of such cruelty made her abominate the world.
böyle bir acımasızlığın düşüncesi, onu dünyaya karşı nefret etmesine neden oldu.
he abominated hypocrisy in others, yet practiced it himself.
o, başkalarındaki riyakarlığından nefret ederken, kendisi onu uyguluyordu.
they abominated the corruption that permeated their government.
onlar, hükümetlerini sarsan yolsuzluktan nefret ettiler.
the dictator's cruelty was something she utterly abominated.
diktatörün acımasızlığı, onu derinden nefret ettiren bir şeydi.
most people abominate the idea of war and violence.
çoğu insan savaş ve şiddet fikrinden nefret eder.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir