acerb the situation
durumu daha da kötü hale getirmek
acerbate a problem
bir sorunu daha da kötü hale getirmek
acerbate existing tensions
var olan gerginliği daha da kötü hale getirmek
an acerb remark
keskin bir yorum
acerbate health conditions
sağlık durumunu daha da kötü hale getirmek
the acerb comments made the situation worse.
Bu keskin yorumlar durumu daha da kötüleştirdi.
his acerbic wit was both admired and feared.
Onun keskin zekası hem takdir edildi hem de korkuldu.
she delivered the news with an acerb tone.
Haberleri keskin bir tonda iletti.
the critic's acerbic review left the author feeling deflated.
Eleştirmenin keskin eleştirisi yazarın moralini bozdu.
his acerb remarks were often disguised as jokes.
Onun keskin yorumları genellikle şakalarla gizlenirdi.
the comedian's acerbic humor made the audience laugh and think.
Komedyenin keskin mizahı izleyicilerin hem gülmesini hem de düşünmesini sağladı.
her acerb personality could be both charming and intimidating.
Onun keskin kişiliği hem çekici hem de yıldırıcı olabilirdi.
the article contained acerb criticisms of the government's policies.
Makalede hükümetin politikalarına yönelik keskin eleştiriler yer alıyordu.
his acerb observations often cut to the core of an issue.
Onun keskin gözlemleri genellikle bir sorunun özüne iniyordu.
the journalist's acerbic writing style was known for its honesty and wit.
Gazetecinin keskin yazım tarzı dürüstlüğü ve zekasıyla tanınırdı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir