the lack of sleep exacerbates his anxiety.
uykusuzluk, kaygısını daha da kötüleştirdi.
stress can exacerbate existing health problems.
stres, mevcut sağlık sorunlarını daha da kötüleştirebilir.
pollution exacerbates the problem of respiratory illnesses.
kirlilik, solunum yolu hastalıkları sorununu daha da kötüleştirdi.
the ongoing conflict exacerbates tensions between the two countries.
devam eden çatışma, iki ülke arasındaki gerginliği daha da artırıyor.
his injuries were exacerbated by the rough terrain.
yaraları, engebeli araziden dolayı daha da kötüleşti.
the argument only served to exacerbate the situation.
tartışma, durumu sadece daha da kötüleştirmekten başka bir işe yaramadı.
traffic congestion exacerbates air pollution in urban areas.
trafik sıkışıklığı, şehirlerde hava kirliliğini daha da kötüleştiriyor.
the news of her illness exacerbated his fears.
hastalığının haberi, onun korkularını daha da artırdı.
his poor diet exacerbates his digestive problems.
kötü beslenmesi, sindirim sorunlarını daha da kötüleştiriyor.
the heatwave exacerbated the drought conditions.
sıcak hava dalgası, kuraklık koşullarını daha da kötüleştirdi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir