advantaging a position
bir pozisyonu avantaja çevirmek
advantaging with technology
teknoloji ile avantaj elde etmek
advantaging in negotiations
pazarlıklarda avantaj sağlamak
the company is advantaging its position by investing in new technologies.
Şirket, yeni teknolojilere yatırım yaparak konumunu güçlendiriyor.
he's advantaging himself by learning multiple languages.
O, birden fazla dil öğrenerek kendini avantajlı duruma getiriyor.
the team is advantaging from the home crowd support.
Takım, ev sahibi taraftar desteğinden faydalanıyor.
by offering flexible hours, the company is advantaging its ability to attract talent.
Esnek çalışma saatleri sunarak şirket, yetenekli kişileri çekme yeteneğini artırıyor.
she's advantaging her skills by taking online courses.
O, çevrimiçi kurslar alarak becerilerini geliştiriyor.
the new marketing strategy is advantaging the company's reach to a wider audience.
Yeni pazarlama stratejisi, şirketin daha geniş bir kitleye ulaşma yeteneğini artırıyor.
their early start gave them a significant advantaging in the race.
Erken başlamaları, onları yarışta önemli bir avantaja yerleştirdi.
the government is advantaging its citizens by providing access to healthcare.
Hükümet, sağlık hizmetlerine erişim sağlayarak vatandaşlarına avantaj sağlıyor.
he's advantaging his career by networking with industry professionals.
O, sektör profesyonelleriyle iletişim kurarak kariyerini avantajlı duruma getiriyor.
the company is advantaging its brand image through social media campaigns.
Şirket, sosyal medya kampanyaları aracılığıyla marka imajını güçlendiriyor.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir