aeriform clouds
gazerli bulutlar
aeriform matter
gazerli madde
aeriform substance
gazerli madde
aeriform state
gazerli durum
an aeriform appearance
gazerli bir görünüm
aeriform dispersion
gazerli yayılım
aeriform properties
gazerli özellikler
aeriform transformation
gazerli dönüşüm
the clouds were aeriform and wispy.
bulutlar havai ve hafif tüylüydü.
the balloon had an aeriform shape, like a giant bubble.
balon, dev bir kabarcık gibi havai şekle sahipti.
the artist captured the aeriform quality of smoke in his painting.
ressam, resminde dumanın havai özelliğini yakaladı.
she described the feeling as being light and aeriform.
his, hafif ve havai bir duygu olarak tanımladı.
the fabric had an aeriform drape, flowing gracefully.
kumaş, zarif bir şekilde akan havai bir şekilde sarkıyordu.
his words were aeriform and lacked substance.
sözleri havaiydi ve özü eksikti.
the dancer moved with an aeriform grace.
dansçı, havai bir zarafetle hareket etti.
he felt a sense of lightness and aeriform freedom.
kendini hafif ve havai bir özgürlük duygusuyla hissetti.
the dream had an aeriform quality, almost intangible.
rüya neredeyse somut olmayan, havai bir niteliğe sahipti.
the music created an aeriform atmosphere of peace and tranquility.
müzik, huzur ve dinginlikten oluşan havai bir atmosfer yarattı.
aeriform clouds
gazerli bulutlar
aeriform matter
gazerli madde
aeriform substance
gazerli madde
aeriform state
gazerli durum
an aeriform appearance
gazerli bir görünüm
aeriform dispersion
gazerli yayılım
aeriform properties
gazerli özellikler
aeriform transformation
gazerli dönüşüm
the clouds were aeriform and wispy.
bulutlar havai ve hafif tüylüydü.
the balloon had an aeriform shape, like a giant bubble.
balon, dev bir kabarcık gibi havai şekle sahipti.
the artist captured the aeriform quality of smoke in his painting.
ressam, resminde dumanın havai özelliğini yakaladı.
she described the feeling as being light and aeriform.
his, hafif ve havai bir duygu olarak tanımladı.
the fabric had an aeriform drape, flowing gracefully.
kumaş, zarif bir şekilde akan havai bir şekilde sarkıyordu.
his words were aeriform and lacked substance.
sözleri havaiydi ve özü eksikti.
the dancer moved with an aeriform grace.
dansçı, havai bir zarafetle hareket etti.
he felt a sense of lightness and aeriform freedom.
kendini hafif ve havai bir özgürlük duygusuyla hissetti.
the dream had an aeriform quality, almost intangible.
rüya neredeyse somut olmayan, havai bir niteliğe sahipti.
the music created an aeriform atmosphere of peace and tranquility.
müzik, huzur ve dinginlikten oluşan havai bir atmosfer yarattı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir