perpetuate affronts
devam ettirmek hakaretleri
a grave affront
ciddi bir hakaret
public affronts
kamusal hakaretler
a deliberate affront
bilinçli bir hakaret
insulting affronts
alaycı hakaretler
unpardonable affronts
bağışlanmaz hakaretler
his actions were considered affronts to good taste.
davranışları iyi zevke aykırı olarak değerlendirildi.
she couldn't tolerate any further affronts to her dignity.
onun onuruna yönelik daha fazla hakaretini tolere edemedi.
the politician faced numerous affronts from his opponents.
siyasetçi rakipleri tarafından sayısız hakaretle karşı karşıya kaldı.
his constant criticism was a blatant affront to her authority.
sözlü eleştirisi otoritesine karşı açık bir hakaretti.
the artist felt the public's indifference was an affront to his creativity.
sanatçı, kamuoyunun kayıtsızlığının kendi yaratıcılığına bir hakaret olduğunu hissetti.
their refusal to apologize was a grave affront to the victims.
özür dilememeleri kurbanlar için ciddi bir hakaretti.
the company's unethical practices were met with public affronts.
şirketin etik olmayan uygulamaları kamuoyunun hakaretleriyle karşılandı.
he saw the insults as personal affronts, not just criticism.
hakaretleri sadece eleştiri olarak değil, kişisel hakaretler olarak gördü.
the king took the rebellion as a direct affront to his power.
kral, isyanı kendi gücüne doğrudan bir hakaret olarak değerlendirdi.
the students' protest was seen as an affront to school authority.
öğrencilerin protestosu okul otoritesine bir hakaret olarak görüldü.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir