aggrieving

[ABD]/əˈɡriːvɪŋ/
[İngiltere]/əˈɡriːvɪŋ/

Çeviri

v. birine acı veya sıkıntı vermek; birine hakaret etmek veya incitmek; birinin yasal haklarına tecavüz etmek

İfadeler ve Kalıplar

an aggrieving situation

üzücü bir durum

aggrieving circumstances

üzücü koşullar

an aggrieving experience

üzücü bir deneyim

highly aggrieving news

çok üzücü haberler

an aggrieving loss

üzücü bir kayıp

aggrieving words spoken

üzücü sözler söylendi

an aggrieving outcome

üzücü bir sonuç

Örnek Cümleler

the constant criticism was aggrieving him.

Sürekli eleştiriler onu üzüyordu.

it is aggrieving to be overlooked for a promotion.

Terfi için göz ardı edilmek üzücü.

his unfulfilled dreams were an aggrieving burden.

Gerçekleşmeyen hayalleri üzücü bir yük oldu.

she felt deeply aggrieving by the injustice she witnessed.

Gördüğü adaletsizlik karşısında derinden üzüldü.

the news of his illness was aggrieving to everyone who knew him.

Hastalığıyla ilgili haber, onu tanıyan herkesi üzdü.

his words were meant to be aggrieving, but they fell flat.

Kelimeleri üzücü olacaktı, ancak etkisiz kaldı.

the unfair treatment left him feeling deeply aggrieving.

Adil olmayan davranış, onu derinden üzüntülü hissetmesine neden oldu.

it was an aggrieving experience to lose his beloved pet.

Sevgili evcil hayvanını kaybetmek üzücü bir deneyimdi.

the loss of their home was a deeply aggrieving event.

Evlerini kaybetmeleri derin bir üzüntüydü.

his silence was an aggrieving response to her heartfelt plea.

Sessizliği, içten gelen dileği karşısında üzücü bir tepkiydi.

Popüler Kelimeler

Sıkça aranan kelimeleri keşfedin

Tüm İçeriğin Kilidini Açmak İçin Uygulamayı İndirin

Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!

DictoGo'yu Hemen İndir