the church relies on almsgivings to fund its charitable work.
kilise, hayır işlerini finanse etmek için sadakaya güveniyor.
he was known for his generous almsgivings to the poor.
yoksullara cömert sadakalarıyla tanınıyordu.
the practice of almsgiving has been a part of many religions for centuries.
sadakaya verme uygulaması yüzyıllardır birçok dinin bir parçası olmuştur.
almsgivings are often given during religious holidays.
sadakalar genellikle dini bayramlar sırasında verilir.
she believed in the power of almsgivings to bring people together.
sadakaların insanları bir araya getirme gücüne inanıyordu.
his almsgivings were always anonymous, a true act of kindness.
onun sadakaları her zaman isimsizdi, gerçekten nazik bir eylemdi.
the collection of almsgivings was overseen by the church elders.
sadakaların toplanması kilise yöneticileri tarafından denetleniyordu.
the beggar held out his cup, hoping for some almsgivings.
dilenci, biraz sadaka umarak bardağını uzattı.
she dedicated her life to helping others through almsgivings and volunteer work.
hayatını sadakalar ve gönüllü çalışmalar yoluyla başkalarına yardım etmeye adadı.
the act of giving almsgivings can bring both spiritual and material benefits.
sadaka verme eylemi hem ruhani hem de maddi faydalar sağlayabilir.
the church relies on almsgivings to fund its charitable work.
kilise, hayır işlerini finanse etmek için sadakaya güveniyor.
he was known for his generous almsgivings to the poor.
yoksullara cömert sadakalarıyla tanınıyordu.
the practice of almsgiving has been a part of many religions for centuries.
sadakaya verme uygulaması yüzyıllardır birçok dinin bir parçası olmuştur.
almsgivings are often given during religious holidays.
sadakalar genellikle dini bayramlar sırasında verilir.
she believed in the power of almsgivings to bring people together.
sadakaların insanları bir araya getirme gücüne inanıyordu.
his almsgivings were always anonymous, a true act of kindness.
onun sadakaları her zaman isimsizdi, gerçekten nazik bir eylemdi.
the collection of almsgivings was overseen by the church elders.
sadakaların toplanması kilise yöneticileri tarafından denetleniyordu.
the beggar held out his cup, hoping for some almsgivings.
dilenci, biraz sadaka umarak bardağını uzattı.
she dedicated her life to helping others through almsgivings and volunteer work.
hayatını sadakalar ve gönüllü çalışmalar yoluyla başkalarına yardım etmeye adadı.
the act of giving almsgivings can bring both spiritual and material benefits.
sadaka verme eylemi hem ruhani hem de maddi faydalar sağlayabilir.
Explore frequently searched vocabulary
Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!
Download DictoGo Now