aloofnesses

[US]/əˈluːfnɪsɪz/
[UK]/əˈluːfˌnɪsiz/

Translation

n. Uzak ya da mesafeli olma durumu; soğukluk ya da kayıtsızlık.

Example Sentences

his aloofnesses made it difficult to get close to him.

Onun mesafeli tavırları, ona yaklaşmayı zorlaştırdı.

she tried to hide her aloofnesses behind a smile.

Gülümayesinin arkasına mesafeli tavırlarını gizlemeye çalıştı.

the artist's aloofnesses were part of his enigmatic persona.

Sanatçının mesafeli tavırları, onun gizemli kişiliğinin bir parçasıydı.

his aloofnesses were often misinterpreted as arrogance.

Onun mesafeli tavırları genellikle kibirle yorumlanırdı.

years of isolation had bred a sense of aloofnesses in him.

Yıllarca süren izolasyon, onda bir mesafeli olma duygusu yarattı.

despite her fame, she remained aloofnesses from the public eye.

Ünlü olmasına rağmen, kameralardan uzak durdu.

the aloofnesses of the professor made him seem unapproachable.

Profesörün mesafeli tavırları, onu yaklaşılması zor görünümüne neden oldu.

he tried to bridge the gap with his warmth, but her aloofnesses persisted.

Boşluğu sıcaklığıyla kapatmaya çalıştı, ancak onun mesafeli tavırları devam etti.

her aloofnesses were a shield against hurt and disappointment.

Onun mesafeli tavırları, incinme ve hayal kırıklığına karşı bir kalkan gibiydi.

the city's bustling energy felt alien to her, highlighting her own aloofnesses.

Şehrin hareketli enerjisi ona yabancı geldi ve kendi mesafeli tavırlarını ortaya çıkardı.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now