anuclear disarmament
nükleer silahsızlanma
anuclear energy program
nükleer enerji programı
anuclear future
nükleer gelecek
anuclear weapons policy
nükleer silah politikası
anuclear deterrence
nükleer caydırıcılık
anuclear non-proliferation treaty
nükleer yayılmasının önlenmesi anlaşması
anuclear safety protocols
nükleer güvenlik protokolleri
anuclear power plant
nükleer güç santrali
anuclear research institute
nükleer araştırma enstitüsü
the meeting was anuclear, with no discussion of future plans.
toplantı nükleerdi, gelecekle ilgili planların tartışılması yoktu.
after the war, the city became anuclear wasteland.
savaşın ardından şehir nükleer bir harabeye dönüştü.
the treaty aimed to establish anuclear zone between the two nations.
antlaşma, iki ülke arasında nükleer bir bölge kurmayı amaçlıyordu.
their relationship was anuclear, lacking passion or intimacy.
ilişkileri nükleerdi, tutku veya samimiyetten yoksun.
the company's new strategy was anuclear and lacked any clear direction.
şirketin yeni stratejisi nükleerdi ve net bir yönü yoktu.
despite his wealth, he lived anuclear life, devoid of friends or family.
zenginliğine rağmen, arkadaşları veya ailesi olmayan nükleer bir hayat yaşadı.
the conference room was anuclear, with only a few scattered attendees.
konferans odası nükleerdi, sadece birkaç dağınık katılımcı vardı.
her speech was anuclear and failed to engage the audience.
konuşması nükleerdi ve izleyicileri etkilemeyi başaramadı.
the team's performance was anuclear, lacking any spark or creativity.
ekibin performansı nükleerdi, herhangi bir kıvılcım veya yaratıcılıktan yoksun.
he felt anuclear after the breakup, unable to connect with anyone.
ayrılık sonrası nükleer hissetti, kimseyle bağlantı kuramadı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir