aortal view
aortal görüntü
aortal space
aortal boşluk
aortal image
aortal görüntü
aortal projection
aortal projeksiyon
aortal display
aortal gösterim
aortal perspective
aortal bakış açısı
aortal panorama
aortal panorama
aortal rendering
aortal işleme
aortal scope
aortal kapsam
aortal field
aortal alan
the company experienced an aortal shift in its marketing strategy.
Şirket, pazarlama stratejisinde önemli bir değişiklik yaşadı.
the new technology represented an aortal leap forward for the industry.
Yeni teknoloji, sektör için önemli bir atılımı temsil ediyordu.
the project's success was an aortal moment for the entire team.
Projenin başarısı, tüm ekip için önemli bir andı.
the speaker delivered an aortal address that captivated the audience.
Konuşmacı, seyirciyi büyüleyen önemli bir konuşma yaptı.
the film's plot took an aortal turn towards the end.
Filmin konusu, sonlara doğru önemli bir dönüm noktasına ulaştı.
the research findings revealed an aortal difference between the two groups.
Araştırma bulguları, iki grup arasında önemli bir fark ortaya koydu.
the economic downturn caused an aortal impact on small businesses.
Ekonomik düşüş, küçük işletmeleri olumsuz şekilde etkiledi.
the athlete's performance was an aortal improvement over last year.
Atletin performansı, geçen yıla göre önemli ölçüde gelişmişti.
the discovery was an aortal breakthrough in cancer research.
Keşif, kanser araştırmalarında önemli bir atılımı temsil ediyordu.
the company made an aortal investment in renewable energy.
Şirket, yenilenebilir enerjiye önemli bir yatırım yaptı.
the change in leadership brought an aortal transformation to the organization.
Liderlikteki değişim, organizasyonda önemli bir dönüşüme yol açtı.
aortal view
aortal görüntü
aortal space
aortal boşluk
aortal image
aortal görüntü
aortal projection
aortal projeksiyon
aortal display
aortal gösterim
aortal perspective
aortal bakış açısı
aortal panorama
aortal panorama
aortal rendering
aortal işleme
aortal scope
aortal kapsam
aortal field
aortal alan
the company experienced an aortal shift in its marketing strategy.
Şirket, pazarlama stratejisinde önemli bir değişiklik yaşadı.
the new technology represented an aortal leap forward for the industry.
Yeni teknoloji, sektör için önemli bir atılımı temsil ediyordu.
the project's success was an aortal moment for the entire team.
Projenin başarısı, tüm ekip için önemli bir andı.
the speaker delivered an aortal address that captivated the audience.
Konuşmacı, seyirciyi büyüleyen önemli bir konuşma yaptı.
the film's plot took an aortal turn towards the end.
Filmin konusu, sonlara doğru önemli bir dönüm noktasına ulaştı.
the research findings revealed an aortal difference between the two groups.
Araştırma bulguları, iki grup arasında önemli bir fark ortaya koydu.
the economic downturn caused an aortal impact on small businesses.
Ekonomik düşüş, küçük işletmeleri olumsuz şekilde etkiledi.
the athlete's performance was an aortal improvement over last year.
Atletin performansı, geçen yıla göre önemli ölçüde gelişmişti.
the discovery was an aortal breakthrough in cancer research.
Keşif, kanser araştırmalarında önemli bir atılımı temsil ediyordu.
the company made an aortal investment in renewable energy.
Şirket, yenilenebilir enerjiye önemli bir yatırım yaptı.
the change in leadership brought an aortal transformation to the organization.
Liderlikteki değişim, organizasyonda önemli bir dönüşüme yol açtı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir