assailant

[US]/ə'seɪl(ə)nt/
[UK]/ə'selənt/
Frequency: Very High

Translation

n. saldırgan; başkalarına saldıran bir kişi.
Word Forms

Example Sentences

The assailant attacked the victim with a knife.

Saldırgan, kurbanı bıçakla saldırarak yaraladı.

The police are searching for the assailant.

Polis, saldırganı arıyor.

The assailant was apprehended by security guards.

Saldırgan, güvenlik görevlileri tarafından yakalandı.

The assailant fled the scene before the police arrived.

Polis gelmeden önce saldırgan olay yerinden kaçtı.

The victim identified the assailant in a lineup.

Kurban, yüz tanıma dizisinde saldırganı teşhis etti.

The assailant was charged with assault and battery.

Saldırgan, saldırı ve yaralama suçlamasıyla suçlandı.

The assailant was wearing a mask to conceal their identity.

Saldırgan, kimliğini gizlemek için maske takıyordu.

The assailant was armed with a gun during the robbery.

Saldırgan, soygun sırasında bir silahla donatılmıştı.

The assailant was caught on surveillance camera entering the building.

Saldırgan, binaya girdiği güvenlik kameralarına yakalandı.

The victim suffered injuries from the assailant's attack.

Kurban, saldırganın saldırısı sonucu yaralandı.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now