assails relentlessly
kesintisiz bir şekilde saldırır
assails with criticism
eleştirilerle saldırır
assails the senses
duyuları saldırır
assails his opponent
rakibine saldırır
assails the establishment
kuruluşa saldırır
assails popular opinion
popüler görüşe saldırır
assails with force
güçle saldırır
the critic assails the film for its lack of originality.
Eleştirmen, filmi özgünlük eksikliği nedeniyle eleştiriyor.
she felt overwhelmed as doubt assails her mind.
Şüphe zihnini kemururken kendisini bunalmış hissetti.
the storm assails the coast with fierce winds.
Şiddetli rüzgarlarla fırtına sahili vuruyor.
he assails the argument with strong counterpoints.
O, argümanı güçlü karşı argümanlarla saldırıyor.
as the deadline approaches, anxiety assails the team.
Son tarih yaklaştıkça, kaygı takımı kemuruyor.
the lawyer assails the witness's credibility.
Avukat, tanığın güvenilirliğini saldırıyor.
critics often assail popular trends in fashion.
Eleştirmenler, moda trendlerinde popüler olanları sıklıkla eleştirir.
negative thoughts assail him during difficult times.
Zor zamanlarda olumsuz düşünceler onu kemuruyor.
the enemy assails the fortress at dawn.
Düşman, şafağda kaleye saldırıyor.
she assails the problem with a new perspective.
O, sorunu yeni bir bakış açısıyla ele alıyor.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir