a mark of bastardy;
gayrı meşru doğmanın işareti;
He was accused of committing bastardy.
Gayrı meşru yoldan çocuk sahibi olduğu suçlamasıyla karşı karşıya kaldı.
The scandal revealed a history of bastardy in the family.
Skandal, ailede gayrı meşru doğmanın uzun bir geçmişini ortaya çıkardı.
She was born out of wedlock, a product of bastardy.
Evlilik dışı doğdu, gayrı meşru doğmanın bir ürünüydü.
The novel explores themes of bastardy and illegitimacy.
Roman, gayrı meşru doğma ve gayrı meşruiyet temalarını işler.
His bastardy was a source of shame for the family.
Gayrı meşru doğması, aile için utanç kaynağıydı.
The film delves into the consequences of bastardy in society.
Film, toplumdaki gayrı meşru doğmanın sonuçlarını derinlemesine inceler.
The historical records document cases of bastardy throughout the centuries.
Tarihi kayıtlar, yüzyıllar boyunca gayrı meşru doğmanın çeşitli vakalarını belgelemektedir.
The law at the time treated bastardy harshly.
O dönemdeki yasa, gayrı meşru doğmaya sert bir şekilde yaklaşıyordu.
Bastardy was often stigmatized in traditional societies.
Gayrı meşru doğma, geleneksel toplumlarda genellikle damgalanıyordu.
The novel's protagonist struggles with the burden of bastardy.
Romanın baş karakteri, gayrı meşru doğmanın yüküyle mücadele ediyor.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir