belying appearances
görünüşlerin aksine
belying expectations
beklentilerin aksine
belying his age
yaşının aksine
belying their wealth
zenginliklerinin aksine
the calm expression on her face belies the chaos inside her mind.
onun yüzündeki sakin ifade, içindeki kargaşayı gizliyor.
his cheerful demeanor belies the struggles he faces daily.
onun neşeli görünümü, günlük olarak karşılaştığı mücadeleleri gizliyor.
the company's profits belied the rumors of financial trouble.
şirketin karları, mali sorunlarla ilgili söylentileri çürüttü.
her kind words belied her true feelings of resentment.
onların nazik sözleri, öfke dolu gerçek duygularını gizliyordu.
the simplicity of the design belies its complex functionality.
tasarımın basitliği, karmaşık işlevselliğini gizliyor.
his confident tone belies his lack of experience.
onun kendinden emin sesi, deneyimsizliğini gizliyor.
the vibrant colors of the painting belied its somber theme.
tablonun canlı renkleri, hüzünlü temasını gizliyordu.
the peaceful landscape belies the harsh realities of life there.
barışçıl manzara, oradaki hayatın acımasız gerçekliğini gizliyor.
her laughter belies the pain she has endured.
onun kahkahası, yaşadığı acıyı gizliyor.
the old building's exterior belies its modern interior.
eski binanın dış görünüşü, modern içini gizliyor.
belying appearances
görünüşlerin aksine
belying expectations
beklentilerin aksine
belying his age
yaşının aksine
belying their wealth
zenginliklerinin aksine
the calm expression on her face belies the chaos inside her mind.
onun yüzündeki sakin ifade, içindeki kargaşayı gizliyor.
his cheerful demeanor belies the struggles he faces daily.
onun neşeli görünümü, günlük olarak karşılaştığı mücadeleleri gizliyor.
the company's profits belied the rumors of financial trouble.
şirketin karları, mali sorunlarla ilgili söylentileri çürüttü.
her kind words belied her true feelings of resentment.
onların nazik sözleri, öfke dolu gerçek duygularını gizliyordu.
the simplicity of the design belies its complex functionality.
tasarımın basitliği, karmaşık işlevselliğini gizliyor.
his confident tone belies his lack of experience.
onun kendinden emin sesi, deneyimsizliğini gizliyor.
the vibrant colors of the painting belied its somber theme.
tablonun canlı renkleri, hüzünlü temasını gizliyordu.
the peaceful landscape belies the harsh realities of life there.
barışçıl manzara, oradaki hayatın acımasız gerçekliğini gizliyor.
her laughter belies the pain she has endured.
onun kahkahası, yaşadığı acıyı gizliyor.
the old building's exterior belies its modern interior.
eski binanın dış görünüşü, modern içini gizliyor.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir