bizarre

[ABD]/bɪˈzɑː(r)/
[İngiltere]/bɪˈzɑːr/
Frekans: Çok Yüksek

Çeviri

adj. garip; alışılmadık

Örnek Cümleler

a bizarre territorial rite.

tuhaf bir bölge ritüeli.

a bizarre art nouveau façade.

tuhaf bir art nouveau cephesi.

They saw a bizarre animal in the lake.

Gölde tuhaf bir hayvan gördüler.

She got herself up in a bizarre outfit.

Kendini tuhaf bir kıyafetle giydirdi.

The story has a certain bizarre interest.

Hikayenin kendine has tuhaf bir ilgisi var.

was visited by a bizarre thought.

Tuhaf bir düşünce tarafından ziyaret edildi.

the lava lamp is a bizarre example of sixties kitsch.

Lava lambası, altmışlı yıllara ait tuhaf bir örnektir.

a slightly bizarre and unconvincing fusion of musical forces.

Biraz tuhaf ve ikna edici olmayan bir müzik güçleri füzyonu.

his bizarre disguise drew stares from fellow shoppers.

Tuhaf kılığı, diğer müşterilerden bakışları üzerine çekti.

Markarian 273 is a galaxy with a bizarre structure that somewhat resembles a toothbrush.

Markarian 273, bir diş fırçasına benzeyen tuhaf bir yapıya sahip bir galaksidir.

The whole roomful gasped when he entered, wearing a bizarre costume.

Odaya girdiğinde tuhaf bir kostüm giydiği için herkes nefesini tuttu.

The old people all goggled at the bizarre dresses of the girls at the party.

Yaşlı insanlar, partideki kızların tuhaf elbiselerine hayranlıkla baktılar.

Legend: Thousands of years ago, an alienist sorceress known as Zceryll learned bizarre powers in a fight to defend herself against oppression.

Efsaneye göre, binlerce yıl önce, Zceryll adında bir uzaylı büyücü, kendini baskıdan korumak için verdiği mücadelede tuhaf güçler öğrendi.

Popüler Kelimeler

Sıkça aranan kelimeleri keşfedin

Tüm İçeriğin Kilidini Açmak İçin Uygulamayı İndirin

Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!

DictoGo'yu Hemen İndir