bleeder

[US]/'bliːdə/
[UK]/'blidɚ/
Frequency: Very High

Translation

n. kolayca kanayan birisi; sıvı salan bir cihaz.
Word Forms
Pluralbleeders

Phrases & Collocations

bleeder valve

kaçak vanası

bleeder screw

kaçak vidası

Example Sentences

The nurse applied pressure to the bleeder to stop the bleeding.

Şu hemşire, kanamayı durdurmak için kanayan bölgeye baskı uyguladı.

He is a known bleeder and needs to be careful with sharp objects.

O bilinen bir kanayan kişi ve kesici nesnelerle dikkatli olması gerekiyor.

The doctor quickly identified the bleeder and cauterized it.

Doktor, kanayan bölgeyi hızla tespit etti ve yakarak durdurdu.

The bleeder required stitches to close the wound.

Kanayan bölgeyi kapatmak için dikiş atılması gerekiyordu.

She is trained to handle bleeder emergencies in the workplace.

İşyerinde kanayan kişilerle ilgili acil durumları yönetmek için eğitildi.

The bleeder was rushed to the emergency room for treatment.

Kanayan kişi tedavi için acil servise yetiştirildi.

The bleeder was in shock due to the amount of blood loss.

Kan kaybının miktarı nedeniyle şoktaydı.

The bleeder's condition stabilized after receiving a blood transfusion.

Kan transfüzyonu aldıktan sonra durumu stabillaştı.

The bleeder's wound was cleaned thoroughly before applying a bandage.

Yara üzerine bandaj uygulamadan önce yara iyice temizlendi.

The bleeder was advised to avoid strenuous activities to prevent further bleeding.

Daha fazla kanamayı önlemek için yorucu aktivitelerden kaçınması tavsiye edildi.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now