bleeper

[US]/'bliːpə/
[UK]/'blipɚ/

Translation

n. çağrı cihazı
Word Forms
Pluralbleepers

Example Sentences

The doctor always carries a bleeper with him.

Doktor her zaman yanında bir düdük taşır.

The nurse's bleeper went off during the surgery.

Hemşirenin düdüğü ameliyat sırasında çalmıştır.

I need to be on call tonight, so keep your bleeper close.

Bu gece nöbetimde olmam gerekiyor, bu yüzden düdüğünüzü yakınınızda bulundurun.

The bleeper alerted the firefighters of the emergency.

Düdük, itfaiyecileri acil durum hakkında uyardı.

The receptionist's bleeper beeped loudly in the quiet waiting room.

Resepsiyonistin düdüğü sessiz bekleme odasında yüksek sesle çaldı.

I forgot to charge my bleeper last night, so it died during my shift.

Dün gece düdüğümü şarj etmeyi unuttum, bu yüzden vardiyasında bitti.

The security guard's bleeper vibrated silently to alert him of the intruder.

Güvenlik görevlisinin düdüğü, onu ihlalci hakkında uyarmak için sessizce titreşti.

The bleeper is a crucial tool for communication in hospitals.

Düdük, hastanelerde iletişim için önemli bir araçtır.

The CEO's bleeper rang during the important board meeting.

CEO'nun düdüğü önemli yönetim kurulu toplantısı sırasında çaldı.

Make sure to turn off your bleeper during the movie so it doesn't disturb others.

Düdüğünüzü film sırasında kapatmayı unutmayın, böylece başkalarını rahatsız etmez.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now