bone-dry

[US]/[ˈbɒʊnˌdraɪ]/
[UK]/[ˈboʊnˌdraɪ]/
Frequency: Very High

Translation

adv.Çok kurutucu.
adj.Çok kurutucu; nem tamamen eksik; çok sıkıcı ya da ilgi çekici olmayan bir durum ya da ortamı tanımlamak için kullanılır.

Phrases & Collocations

bone-dry desert

Kuru çöl

bone-dry throat

Kuru boğaz

bone-dry humor

Kuru şaka

bone-dry wine

Kuru şarap

getting bone-dry

Kuru olmak

bone-dry conditions

Kuru koşullar

bone-dry land

Kuru toprak

bone-dry feeling

Kuru his

bone-dry air

Kuru hava

bone-dry river

Kuru nehir

Example Sentences

the desert air was bone-dry, making my skin feel tight.

Kurak çöl hava, cildimi gergin hissettiriyordu.

after the hike, my throat was bone-dry and i needed water.

Yürüyüşten sonra boğazım kuruydu ve suya ihtiyacım vardı.

the old house had a bone-dry, dusty smell throughout.

Eski evin içindeki hava kurak ve tozlu bir koku taşıyordu.

my hands were bone-dry after washing dishes with hot water.

Sıcak suyla tabak yıkadıktan sonra ellerim kuruydu.

the comedian's jokes fell flat; the audience was bone-dry.

Komedyanın şakaları başarısız oldu; izleyiciler kurak kalmıştı.

the wine was bone-dry, a classic style from the region.

Şarap kuraktı, bölgenin klasik bir tarzıydı.

the landscape was bone-dry and cracked from the drought.

Manzaralar kurak ve kuru iklimden dolayı çatlaklar içindeydi.

he delivered a bone-dry presentation, lacking any enthusiasm.

Kurak ve hevesi olmayan bir sunum yaptı.

the wood felt bone-dry and splintered easily.

Odun kurak hissediliyordu ve kolayca parçalanıyordu.

the museum exhibit was bone-dry, with little to engage visitors.

Müze sergisi kuraktı, ziyaretçileri ilgilendiren çok az şey vardı.

the soil was bone-dry, making it difficult to grow anything.

Toprak kuraktı, her neyse yetiştirmek zordu.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now