bounding box
sınır kutusu
bounding volume
sınır hacmi
bounding sphere
sınır küresi
bounding rectangle
sınır dikdörtgeni
bounding lines
sınır çizgileri
bound objects
sınır nesneleri
bounding polygons
sınır çokgenleri
bounding cluster
sınır kümesi
bounding region
sınır bölgesi
bounding surface
sınır yüzeyi
the bounding box of the object was clearly defined.
nesnenin sınırlayıcı kutusu açıkça tanımlanmıştı.
bounding the area will help us manage the project better.
alanı sınırlamak, projeyi daha iyi yönetmemize yardımcı olacak.
she felt a bounding excitement as she opened the gift.
hediyeyi açarken içten sevinç duydu.
the bounding hills were a beautiful sight.
sınırlayıcı tepeler güzel bir manzara oluşturuyordu.
bounding forward, the dog chased the ball.
öne doğru koşarak köpek topu kovaladı.
he has a bounding energy that is contagious.
bulaşıcı bir enerjisi var.
the bounding river flowed swiftly through the valley.
sınırlayıcı nehir vadi boyunca hızla akıyordu.
bounding over the obstacles, she completed the race.
engellerin üzerinden atlayarak yarışı tamamladı.
they were bounding with joy at the good news.
iyi habere sevinçle atladılar.
the bounding limits of the project were set last week.
projenin sınırları geçtiğimiz hafta belirlendi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir