| Plural | brouhahas |
The political scandal caused a brouhaha in the media.
Siyasi skandal, medyada büyük bir yankı uyandırdı.
The celebrity's controversial tweet created a brouhaha on social media.
Ünlülerin tartışmalı tweet'i sosyal medyada büyük bir olay yarattı.
The noisy brouhaha from the street disrupted the meeting.
Cadadeden gelen gürültülü olay, toplantıyı aksattı.
The unexpected announcement led to a brouhaha among the employees.
Beklenmedik duyuru, çalışanlar arasında büyük bir olay yarattı.
The brouhaha over the new policy lasted for weeks.
Yeni politika ile ilgili olay haftalarca sürdü.
The brouhaha at the concert was caused by a technical malfunction.
Konserdeki olay, bir teknik arıza nedeniyle yaşandı.
The brouhaha in the classroom was quickly resolved by the teacher.
Sınıftaki olay, öğretmen tarafından hızla çözüldü.
The brouhaha between the two rival companies escalated into a legal battle.
İki rakip şirket arasındaki olay, hukuki bir mücadeleye dönüştü.
The brouhaha over the controversial art exhibit divided the community.
Tartışmalı sanat sergisi ile ilgili olay, toplumu böldü.
The brouhaha during the sports game was due to a disputed call by the referee.
Spor oyunundaki olay, hakemin tartışmalı kararı nedeniyle yaşandı.
The political scandal caused a brouhaha in the media.
Siyasi skandal, medyada büyük bir yankı uyandırdı.
The celebrity's controversial tweet created a brouhaha on social media.
Ünlülerin tartışmalı tweet'i sosyal medyada büyük bir olay yarattı.
The noisy brouhaha from the street disrupted the meeting.
Cadadeden gelen gürültülü olay, toplantıyı aksattı.
The unexpected announcement led to a brouhaha among the employees.
Beklenmedik duyuru, çalışanlar arasında büyük bir olay yarattı.
The brouhaha over the new policy lasted for weeks.
Yeni politika ile ilgili olay haftalarca sürdü.
The brouhaha at the concert was caused by a technical malfunction.
Konserdeki olay, bir teknik arıza nedeniyle yaşandı.
The brouhaha in the classroom was quickly resolved by the teacher.
Sınıftaki olay, öğretmen tarafından hızla çözüldü.
The brouhaha between the two rival companies escalated into a legal battle.
İki rakip şirket arasındaki olay, hukuki bir mücadeleye dönüştü.
The brouhaha over the controversial art exhibit divided the community.
Tartışmalı sanat sergisi ile ilgili olay, toplumu böldü.
The brouhaha during the sports game was due to a disputed call by the referee.
Spor oyunundaki olay, hakemin tartışmalı kararı nedeniyle yaşandı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir