These mail-wagons were two-wheeled cabriolets, upholstered inside with fawn-colored leather, hung on springs, and having but two seats, one for the postboy, the other for the traveller.
Bu posta vagonları, iç kısmı açığa düşen, yalıtılmış, yaylı ve sadece iki koltuğu olan iki tekerlekli cabrioletlerdi; bunlardan biri postacıya, diğeri yolcuya aitti.
She loves driving her red cabriolet on sunny days.
Güneşli günlerde kırmızı cabrioletini kullanmayı seviyor.
The sleek cabriolet caught everyone's attention as it drove by.
Şık cabriolet, yanlarından geçerken herkesin dikkatini çekti.
He enjoys the feeling of wind in his hair while driving a cabriolet.
Bir cabriolet kullanırken saçlarının arasında rüzgar hissetmeyi seviyor.
The classic cabriolet is a timeless symbol of luxury and style.
Klasik cabriolet, zamansız bir lüks ve stil sembolüdür.
She dreams of owning a vintage cabriolet and cruising along the coast.
Kıyı şeridinde gezintiler yapabilen eski bir cabriolet sahibi olmayı hayal ediyor.
The cabriolet's convertible top can be easily folded down for an open-air driving experience.
Cabrioletin açılır tavanı, açık havada sürüş deneyimi için kolayca katlanabilir.
The cabriolet's powerful engine provides a thrilling driving experience.
Cabrioletin güçlü motoru heyecan verici bir sürüş deneyimi sunuyor.
He took his date for a romantic drive in his new cabriolet.
Yeni cabrioletiyle sevgilisini romantik bir sürüşe götürdü.
The cabriolet's elegant design makes it a desirable choice for car enthusiasts.
Cabrioletin zarif tasarımı, onu araba tutkunları için arzu edilen bir seçenek haline getiriyor.
The cabriolet's top speed is impressive, making it a fun car to drive.
Cabrioletin en yüksek hızı etkileyici, bu da onu sürmek için eğlenceli bir araba yapıyor.
These mail-wagons were two-wheeled cabriolets, upholstered inside with fawn-colored leather, hung on springs, and having but two seats, one for the postboy, the other for the traveller.
Bu posta vagonları, iç kısmı açığa düşen, yalıtılmış, yaylı ve sadece iki koltuğu olan iki tekerlekli cabrioletlerdi; bunlardan biri postacıya, diğeri yolcuya aitti.
She loves driving her red cabriolet on sunny days.
Güneşli günlerde kırmızı cabrioletini kullanmayı seviyor.
The sleek cabriolet caught everyone's attention as it drove by.
Şık cabriolet, yanlarından geçerken herkesin dikkatini çekti.
He enjoys the feeling of wind in his hair while driving a cabriolet.
Bir cabriolet kullanırken saçlarının arasında rüzgar hissetmeyi seviyor.
The classic cabriolet is a timeless symbol of luxury and style.
Klasik cabriolet, zamansız bir lüks ve stil sembolüdür.
She dreams of owning a vintage cabriolet and cruising along the coast.
Kıyı şeridinde gezintiler yapabilen eski bir cabriolet sahibi olmayı hayal ediyor.
The cabriolet's convertible top can be easily folded down for an open-air driving experience.
Cabrioletin açılır tavanı, açık havada sürüş deneyimi için kolayca katlanabilir.
The cabriolet's powerful engine provides a thrilling driving experience.
Cabrioletin güçlü motoru heyecan verici bir sürüş deneyimi sunuyor.
He took his date for a romantic drive in his new cabriolet.
Yeni cabrioletiyle sevgilisini romantik bir sürüşe götürdü.
The cabriolet's elegant design makes it a desirable choice for car enthusiasts.
Cabrioletin zarif tasarımı, onu araba tutkunları için arzu edilen bir seçenek haline getiriyor.
The cabriolet's top speed is impressive, making it a fun car to drive.
Cabrioletin en yüksek hızı etkileyici, bu da onu sürmek için eğlenceli bir araba yapıyor.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir