captivating

[ABD]/ˈkæptɪveɪtɪŋ/
[İngiltere]/ˈkæptɪveɪtɪŋ/
Frekans: Çok Yüksek

Çeviri

adj. büyüleyici; çekici; cazip

Örnek Cümleler

The captivating movie kept the audience on the edge of their seats.

Büyüleyici film, seyircileri koltuklarına çaktı.

She has a captivating smile that lights up the room.

Odayı aydınlatan büyüleyici bir gülümü var.

The captivating scenery of the countryside took my breath away.

Kırsal kesimin büyüleyici manzarası beni nefesimden kesti.

His captivating storytelling abilities always draw a crowd.

Büyüleyici hikaye anlatma yeteneği her zaman kalabalığı çeker.

The captivating performance left a lasting impression on the audience.

Büyüleyici performans, seyircide kalıcı bir izlenim bıraktı.

The captivating novel had me hooked from the first page.

Büyüleyici roman beni ilk sayfadan kendine çekti.

Her captivating voice mesmerized everyone in the room.

Büyüleyici sesi odadaki herkesi büyüledi.

The captivating artwork in the gallery attracted many visitors.

Galerideki büyüleyici sanat eserleri birçok ziyaretçiyi çekti.

The captivating sunset painted the sky with vibrant colors.

Büyüleyici gün batımı gökyüzünü canlı renklerle boyadı.

His captivating personality makes him the life of the party.

Büyüleyici kişiliği onu partinin neşesi yapıyor.

Popüler Kelimeler

Sıkça aranan kelimeleri keşfedin

Tüm İçeriğin Kilidini Açmak İçin Uygulamayı İndirin

Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!

DictoGo'yu Hemen İndir