clampdown

[US]/'klæmpdaʊn/
[UK]/ˈklæmpˌdaʊn/
Frequency: Very High

Translation

n. bastırma; yasaklama; sıkı uygulama.
Word Forms

Phrases & Collocations

impose a clampdown

bir baskın uygulamak

Example Sentences

The government announced a clampdown on illegal immigration.

Hükümet, yasa dışı göçe karşı sert önlemler açıkladı.

The police are conducting a clampdown on drug trafficking in the area.

Polis, bölgede uyuşturucu kaçakçılığına karşı operasyon yürütüyor.

There was a clampdown on freedom of speech in the country.

Ülkede ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar getirildi.

The company implemented a clampdown on unauthorized overtime.

Şirket, izinsiz fazla mesaiye karşı önlem aldı.

The school imposed a clampdown on bullying behavior.

Okul, zorbalığa karşı önlem getirdi.

The authorities are planning a clampdown on tax evasion.

Yetkililer, vergi kaçakçılığına karşı önlem almayı planlıyor.

There has been a clampdown on illegal parking in the city center.

Şehir merkezinde yasa dışı park etmeye karşı önlemler alındı.

The company's new policy signals a clampdown on workplace harassment.

Şirketin yeni politikası, iş yerinde tacize karşı önlemler alacağına işaret ediyor.

The government is considering a clampdown on online hate speech.

Hükümet, çevrimiçi nefret söylemine karşı önlem almayı düşünüyor.

The union threatened a strike in response to the company's clampdown on benefits.

Sendika, şirketin haklara yönelik kısıtlamalarına tepki olarak grev tehdidinde bulundu.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now