coddles

[US]/ˈkɒd.əlz/
[UK]/ˈkɑː.dəlz/
Frequency: Very High

Translation

v. birine çok nazik ve sevgi dolu bir şekilde bakmak

Phrases & Collocations

coddles children

çocukları şımartır

coddles pets

evcil hayvanları şımartır

coddles adults

yetişkinleri şımartır

coddles feelings

duyguları şımartır

coddles emotions

duyguları şımartır

coddles students

öğrencileri şımartır

coddles partners

ortakları şımartır

coddles friends

arkadaşları şımartır

coddles oneself

kendini şımartır

coddles the weak

zaayıfları şımartır

Example Sentences

the mother coddles her children, making them feel special.

anne, çocuklarını şımartır, özel olduklarını hissettirir.

he coddles his pets, giving them treats every day.

o, evcil hayvanlarını şımartır, onlara her gün ödül verir.

some parents coddle their kids too much, hindering their independence.

bazı ebeveynler çocuklarını çok fazla şımartır, onların bağımsızlıklarını engeller.

she coddles her plants, ensuring they get enough sunlight and water.

o, bitkilerini şımartır, yeterli güneş ışığı ve su aldıklarından emin olur.

he tends to coddle his friends, always offering help.

o, arkadaşlarına karşı şımartma eğilimindedir, her zaman yardım teklif eder.

the coach coddles the star player, allowing him to skip practice.

antrenör, yıldız oyuncuyu şımartır, antrenmanlara katılmamasına izin verir.

he coddles his younger sister, always defending her.

o, küçük kız kardeşini şımartır, her zaman onu savunur.

she coddles herself with spa days and relaxation time.

o, kendisini spa günleriyle ve dinlenme zamanıyla şımartır.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now