coddling

[US]/ˈkɒd.lɪŋ/
[UK]/ˈkɑː.dlɪŋ/
Frequency: Very High

Translation

v. birine aşırı nazik veya nazik bir şekilde bakmak.

Phrases & Collocations

coddling behavior

koruyucu davranış

coddling parents

koruyucu ebeveynler

coddling children

koruyucu çocuklar

coddling approach

koruyucu yaklaşım

coddling culture

koruyucu kültür

coddling attitude

koruyucu tutum

coddling tendencies

koruyucu eğilimler

coddling style

koruyucu tarz

coddling habits

koruyucu alışkanlıklar

coddling friends

koruyucu arkadaşlar

Example Sentences

she is always coddling her children.

o her çocukları sürekli olarak şımartıyor.

his coddling behavior made the team less independent.

onun şımartıcı davranışları ekibi daha az bağımsız yaptı.

parents should avoid coddling their teenagers.

ebeveynler ergenlerini şımartmaktan kaçınmalıdır.

coddling pets can lead to behavioral issues.

evcil hayvanları şımartmak davranış sorunlarına yol açabilir.

she believes that coddling leads to entitlement.

bunun şımartmanın kendini beğenmişliğe yol açtığını düşünüyor.

coddling your employees can reduce their motivation.

çalışanlarınızı şımartmak onların motivasyonunu azaltabilir.

he was accused of coddling the offenders.

suçluları şımartmakla suçlandı.

coddling can hinder personal growth.

şımartmak kişisel gelişimi engelleyebilir.

some experts warn against coddling in education.

eğitimde şımartmaya karşı uyaran bazı uzmanlar var.

coddling can create unrealistic expectations.

şımartmak gerçek dışı beklentiler yaratabilir.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now