coger

[US]/kəʊˈheɪ/
[UK]/koʊˈheɪ/
Frequency: Very High

Translation

v. to take; to grab; to catch; to seize; to capture
v. almak; kapmak; yakalamak; ele geçirmek; fethetmek

Example Sentences

coger el autobús temprano es imprescindible para llegar puntualmente a la oficina.

Erken otobusa binmek, ofise zamanında varmak için şarttır.

no olvides coger las llaves antes de salir de casa.

Evi terk etmeden anahtarları almayı unutma.

el niño cogió el juguetes con ambas manos.

Çocuk oyuncakları iki elini kullanarak aldı.

siempre cogo el mismo tren para ir al trabajo.

İşe gitmek için her zaman aynı trene biniyorum.

¿puedes cogerme el teléfono, por favor?

Telefonu alabilir misin lütfen?

ella cogió el libro de la estantería y comenzó a leer.

O, kitaplığı alıp okumaya başladı.

coger un resfriado en pleno verano es muy incómodo.

Yazın soğum yakalamak çok rahatsız edici.

el chef cogió los ingredientes frescos del mercado.

Şef, pazardan taze malzemeleri aldı.

nunca es tarde para coger nuevos hábitos saludables.

Yeni sağlıklı alışkanlıklar edinmek için asla geç değil.

los pasajeros cogieron sus maletas yшли hacia la salida.

Yolcular valizlerini alıp çıkışa doğru gittiler.

coger el truco tardó unos minutos, pero finalmente lo entendió.

Hileyi anlamak birkaç dakika sürdü ama sonunda anladı.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now