concealed weapon
gizli silah
concealed meaning
gizli anlam
concealed location
gizli konum
concealing object
gizleyen nesne
concealed identity
gizli kimlik
concealed fault
gizli kusur
concealed camera
gizli kamera
concealing layer
gizleyen katman
concealed desire
gizli arzu
concealed truth
gizli gerçek
the wires were concealed behind a panel in the wall.
Tellerler, duvardaki bir panelin arkasına gizlenmişti.
she had a concealed smile playing on her lips.
Dudaklarında gizli bir gülümseme vardı.
the gun was concealed in a bag during the search.
Arama sırasında silah bir çantanın içinde gizlenmişti.
he felt a concealed anger rising within him.
İçinde gizli bir öfke yükseldiğini hissetti.
the camera's lens was cleverly concealed.
Kameranın lensi zekice gizlenmişti.
there were concealed costs associated with the project.
Proje ile ilişkili gizli maliyetler vardı.
the treasure was concealed beneath the old oak tree.
Hazine, yaşlı meşe ağacının altına gizlenmişti.
the speaker revealed a previously concealed truth.
Konuşmacı daha önce gizlenmiş bir gerçeği ortaya çıkardı.
the company had a concealed agenda for the merger.
Şirketin birleşme için gizli bir gündemi vardı.
the entrance to the cave was concealed by dense foliage.
Mağaraya giriş, yoğun bitki örtüsüyle gizlenmişti.
the flaws in the design were initially concealed.
Tasarımın kusurları başlangıçta gizlenmişti.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir