consciences

[US]/ˈkɒnʃənsɪz/
[UK]/ˈkɑnʃənsɪz/
Frequency: Very High

Translation

n. vicdanın çoğulu; ahlaki duygu

Phrases & Collocations

clear consciences

temiz vicdanlar

guilty consciences

suçlu vicdanlar

pricking consciences

vicdanları rahatsız eden

tender consciences

duyarlı vicdanlar

clean consciences

temiz vicdanlar

consciences awake

uyanık vicdanlar

consciences speak

vicdanlar konuşuyor

consciences burdened

ağırlaşmış vicdanlar

consciences troubled

rahatsız vicdanlar

consciences united

birleşmiş vicdanlar

Example Sentences

his actions weigh heavily on his conscience.

davranışları vicdanında büyük bir ağırlık taşıyor.

she listened to her conscience before making a decision.

karar vermeden önce vicdanını dinledi.

they acted in accordance with their consciences.

vicdanlarına uygun hareket ettiler.

he has a clear conscience after helping others.

başkalarına yardım ettikten sonra vicdanı rahat.

her conscience was troubled by the lies she told.

yalnış söyledikleriyle vicdanı rahatsızdı.

following your conscience can be difficult at times.

vicdanınızın sesini takip etmek bazen zor olabilir.

he felt a pang of conscience after the argument.

tartışmadan sonra vicdanında bir sızıntı hissetti.

she has a strong sense of conscience about her work.

çalışmalarıyla ilgili vicdanı çok güçlü.

they ignored their conscience in pursuit of success.

başarıya ulaşmak için vicdanlarını görmezden geldiler.

listening to your conscience can lead to better choices.

vicdanınızın sesini dinlemek daha iyi seçimler yapmanıza yol açabilir.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now