level of contestedness
tartışmalılık düzeyi
degree of contestedness
tartışmalılığın derecesi
extent of contestedness
tartışmalılığın kapsamı
political contestedness
siyasi tartışmalılık
the contestedness of the border region has led to numerous diplomatic disputes between the two countries.
sınır bölgesinin tartışmalı olması, iki ülke arasında sayısız diplomatik anlaşmazlığa yol açmıştır.
scholars have noted the increasing contestedness of historical narratives in post-colonial societies.
bilim insanları, sömürge sonrası toplumlarda tarihi anlatıların giderek daha fazla tartışmalı hale geldiğini fark etmiştir.
the contestedness of traditional family values has sparked heated debates in modern politics.
geleneksel aile değerlerinin tartışmalı olması, modern politikada hararetli tartışmaları alevlendirmiştir.
environmental scientists are highlighting the contestedness of climate change mitigation strategies.
çevresel bilim insanları, iklim değişikliği azaltma stratejilerinin tartışmalı olduğunu vurgulamaktadır.
the legal contestedness of intellectual property rights in the digital age requires new frameworks.
dijital çağda fikri mülkiyet haklarının yasal tartışmalı olması yeni çerçeveler gerektirmektedir.
anthropologists study the contestedness of cultural heritage sites and their preservation.
antropolojistler, kültürel miras alanlarının tartışmalı doğasını ve korunmalarını incelemektedir.
the contestedness of national identity often manifests during times of economic hardship.
ulusal kimliğin tartışmalı olması, genellikle ekonomik zorluklar zamanında kendini göstermektedir.
urban planners face the contestedness of development projects in densely populated areas.
şehir plancıları, yoğun nüfuslu bölgelerde kalkınma projelerinin tartışmalı doğasıyla karşı karşıyadır.
the contestedness of scientific consensus on certain topics undermines public trust.
belirli konulardaki bilimsel fikir birliğinin tartışmalı olması, kamuoyunun güvenini sarsmaktadır.
political analysts attribute the contestedness of election results to misleading media campaigns.
siyasi analistler, seçim sonuçlarının tartışmalı doğasını yanıltıcı medya kampanyalarına bağlamaktadır.
the inherent contestedness of religious interpretations has shaped human history.
dini yorumların özünde var olan tartışmalı doğa, insan tarihini şekillendirmiştir.
sociologists examine the contestedness of gender roles across different civilizations.
sosyologlar, farklı medeniyetler arasında cinsiyet rollerinin tartışmalı doğasını incelemektedir.
the contestedness of water rights in the region has caused conflicts among neighboring states.
bölgedeki su haklarının tartışmalı olması, komşu ülkeler arasında çatışmalara yol açmıştır.
level of contestedness
tartışmalılık düzeyi
degree of contestedness
tartışmalılığın derecesi
extent of contestedness
tartışmalılığın kapsamı
political contestedness
siyasi tartışmalılık
the contestedness of the border region has led to numerous diplomatic disputes between the two countries.
sınır bölgesinin tartışmalı olması, iki ülke arasında sayısız diplomatik anlaşmazlığa yol açmıştır.
scholars have noted the increasing contestedness of historical narratives in post-colonial societies.
bilim insanları, sömürge sonrası toplumlarda tarihi anlatıların giderek daha fazla tartışmalı hale geldiğini fark etmiştir.
the contestedness of traditional family values has sparked heated debates in modern politics.
geleneksel aile değerlerinin tartışmalı olması, modern politikada hararetli tartışmaları alevlendirmiştir.
environmental scientists are highlighting the contestedness of climate change mitigation strategies.
çevresel bilim insanları, iklim değişikliği azaltma stratejilerinin tartışmalı olduğunu vurgulamaktadır.
the legal contestedness of intellectual property rights in the digital age requires new frameworks.
dijital çağda fikri mülkiyet haklarının yasal tartışmalı olması yeni çerçeveler gerektirmektedir.
anthropologists study the contestedness of cultural heritage sites and their preservation.
antropolojistler, kültürel miras alanlarının tartışmalı doğasını ve korunmalarını incelemektedir.
the contestedness of national identity often manifests during times of economic hardship.
ulusal kimliğin tartışmalı olması, genellikle ekonomik zorluklar zamanında kendini göstermektedir.
urban planners face the contestedness of development projects in densely populated areas.
şehir plancıları, yoğun nüfuslu bölgelerde kalkınma projelerinin tartışmalı doğasıyla karşı karşıyadır.
the contestedness of scientific consensus on certain topics undermines public trust.
belirli konulardaki bilimsel fikir birliğinin tartışmalı olması, kamuoyunun güvenini sarsmaktadır.
political analysts attribute the contestedness of election results to misleading media campaigns.
siyasi analistler, seçim sonuçlarının tartışmalı doğasını yanıltıcı medya kampanyalarına bağlamaktadır.
the inherent contestedness of religious interpretations has shaped human history.
dini yorumların özünde var olan tartışmalı doğa, insan tarihini şekillendirmiştir.
sociologists examine the contestedness of gender roles across different civilizations.
sosyologlar, farklı medeniyetler arasında cinsiyet rollerinin tartışmalı doğasını incelemektedir.
the contestedness of water rights in the region has caused conflicts among neighboring states.
bölgedeki su haklarının tartışmalı olması, komşu ülkeler arasında çatışmalara yol açmıştır.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir