continual improvement
süreç iyileştirme
continual noise; a continual diet of vegetables.
sürekli gürültü; sebzelerden oluşan sürekli bir diyet.
a continual round of parties
partilerin sürekli bir döngüsü
continual flashes of lightning
şimşeklerin sürekli flaşları
continual influxions of new blood
yeni kanın sürekli akışları
He hates these continual arguments.
Bu sürekli tartışmaları sevmiyor.
The noisy traffic is a continual annoyance to the citizens.
Gürültülü trafik, vatandaşlar için sürekli bir rahatsızlık kaynağıdır.
Church Street is continual with High Street.
Church Street, High Street ile sürekli devam ediyor.
It is continual that he glanced at Simon.
O Simon'a baktıktan sonra sürekli oldu.
the continual need to pay the mortgage.
ipoteki ödeme ihtiyacının sürekli olması.
I've had enough of their continual chatter.
Onların sürekli sohbetinden bıktım.
some patients need continual safeguarding.
Bazı hastalar sürekli korunmaya ihtiyaç duyuyor.
the continual stream of energy which radiates from the sun.
güneşten yayılan sürekli enerji akışı.
he keeps his hair short by continual trimming.
sürekli olarak bakım yaparak saçlarını kısa tutuyor.
Continual dropping wears away the stone.
Sürekli damlama taşı aşındırır.
I am tired of this continual rain.
Bu sürekli yağmurdan bıktım.
He has continual arguments with his father.
Babasıyla sürekli tartışıyor.
the continual banging of the shutter in the wind).
rüzgarda panjonun sürekli olarak vurması).
The child’s continual crying drove me to distraction.
Çocuğun sürekli ağlaması beni çıldırttı.
The old lady’s reminiscences were a continual delight to Constance.
Yaşlı kadının anıları Constance için sürekli bir zevkti.
his plane went down after continual attacks.
Uçağı sürekli saldırılardan sonra düştü.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir