coynesses

[US]/ˈkɔɪnəsɪz/
[UK]/ˈkɔɪnəsɪz/

Translation

n. çekingen olma durumu; utangaçlık veya alçakgönüllülük

Phrases & Collocations

her coynesses

onların cilveleri

his coynesses

onun cilveleri

their coynesses

onların cilveleri

coynesses revealed

açığa çıkan cilveler

playful coynesses

oyunbaz cilveler

feminine coynesses

kadınsı cilveler

charming coynesses

büyüleyici cilveler

delicate coynesses

narin cilveler

subtle coynesses

ince cilveler

artful coynesses

sanatlı cilveler

Example Sentences

her coynesses made him more interested in her.

Onun cilveleri onu kendisinde daha çok ilgilenmesini sağladı.

he enjoyed her coynesses during their flirtation.

O, flörtleri sırasında onun cilvelerinin tadını çıkardı.

she used her coynesses to charm the audience.

O, seyirciyi büyülemek için kendi cilvelerini kullandı.

his coynesses were a playful challenge to her.

Onun cilveleri onun için eğlenceli bir meydan okuma oldu.

the coynesses between them created a romantic tension.

Aralarındaki cilveler romantik bir gerilim yarattı.

her coynesses often left him guessing her true feelings.

Onun cilveleri genellikle onun gerçek hislerini anlamakta zorlanmasına neden oldu.

he found her coynesses both frustrating and endearing.

Onun cilvelerini hem sinir bozucu hem de sevimli buldu.

she displayed her coynesses with a shy smile.

O, utangaç bir gülümsemeyle cilvelerini sergiledi.

his coynesses were a way to keep the conversation light.

Onun cilveleri konuşmayı hafif tutmanın bir yoluydu.

their coynesses hinted at a deeper attraction.

Onların cilveleri daha derin bir çekime işaret ediyordu.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now