crooking fingers
parmakları bükmek
crooking arm
koldaki dirseği bükmek
crooking neck
boynu bükmek
crooking wrist
bileği bükmek
crooking back
sırtı bükmek
crooking leg
bacaktaki diz eklemini bükmek
crooking thumb
başparmağı bükmek
crooking body
vücudu bükmek
crooking elbow
dirseği bükmek
crooking toe
parmağı bükmek
he was crooking his finger to signal her to come over.
Onu yanına çağırmak için parmağını kıvırıyordu.
the thief was caught crooking the lock to break in.
Hırsız, içeri girmek için kilidi açmak için kıvırırken yakalandı.
she has a habit of crooking her arm when she talks.
Konuşurken kolunu kıvırmayı alışkanlık haline getirmiş.
he was crooking his neck to get a better view of the stage.
Sahneyi daha iyi görmek için boynunu kıvırıyordu.
they saw him crooking his back while lifting heavy boxes.
Ağır kutuları kaldırırken sırtını kıvırırken gördüler.
she was crooking her finger to emphasize her point.
Belirtmek için parmağını kıvırıyordu.
the dog was crooking its head in confusion.
Köpek şaşkınlıkla başını kıvırıyordu.
he is crooking his wrist while writing.
Yazarken bileğini kıvırıyor.
she caught him crooking his finger at her from across the room.
Odayı karşıdan parmağını kendisine doğru kıvırırken yakaladı.
he was crooking his leg while sitting on the chair.
Sandalyede otururken bacağını kıvırıyordu.
crooking fingers
parmakları bükmek
crooking arm
koldaki dirseği bükmek
crooking neck
boynu bükmek
crooking wrist
bileği bükmek
crooking back
sırtı bükmek
crooking leg
bacaktaki diz eklemini bükmek
crooking thumb
başparmağı bükmek
crooking body
vücudu bükmek
crooking elbow
dirseği bükmek
crooking toe
parmağı bükmek
he was crooking his finger to signal her to come over.
Onu yanına çağırmak için parmağını kıvırıyordu.
the thief was caught crooking the lock to break in.
Hırsız, içeri girmek için kilidi açmak için kıvırırken yakalandı.
she has a habit of crooking her arm when she talks.
Konuşurken kolunu kıvırmayı alışkanlık haline getirmiş.
he was crooking his neck to get a better view of the stage.
Sahneyi daha iyi görmek için boynunu kıvırıyordu.
they saw him crooking his back while lifting heavy boxes.
Ağır kutuları kaldırırken sırtını kıvırırken gördüler.
she was crooking her finger to emphasize her point.
Belirtmek için parmağını kıvırıyordu.
the dog was crooking its head in confusion.
Köpek şaşkınlıkla başını kıvırıyordu.
he is crooking his wrist while writing.
Yazarken bileğini kıvırıyor.
she caught him crooking his finger at her from across the room.
Odayı karşıdan parmağını kendisine doğru kıvırırken yakaladı.
he was crooking his leg while sitting on the chair.
Sandalyede otururken bacağını kıvırıyordu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir