| Plural | crosspatches |
crosspatch attitude
crosspatch tavrı
crosspatch behavior
crosspatch davranışı
crosspatch remarks
crosspatch yorumları
crosspatch mood
crosspatch ruh hali
crosspatch expression
crosspatch ifadesi
crosspatch personality
crosspatch kişiliği
crosspatch comment
crosspatch yorumu
crosspatch response
crosspatch tepkisi
crosspatch outlook
crosspatch bakışı
he was known as a crosspatch among his peers.
o akranları arasında bir huysuz olarak tanınıyordu.
her crosspatch attitude made it hard to work with her.
onun huysuz tavırları onunla çalışmayı zorlaştırdı.
don't be such a crosspatch; let's enjoy the party.
öyle huysuz olma; hadi partinin tadını çıkaralım.
the crosspatch boy often argued with his friends.
huysuz çocuk sık sık arkadaşlarıyla tartıştı.
his crosspatch behavior was surprising to everyone.
onun huysuz davranışları herkesi şaşırttı.
she tried to avoid the crosspatch by changing the subject.
konuyu değiştirerek huysuzdan kaçınmaya çalıştı.
being a crosspatch won't help you make friends.
huysuz olmak arkadaş edinmenize yardımcı olmayacak.
he often acted like a crosspatch when he was tired.
yorgun olduğunda sık sık bir huysuz gibi davranıyordu.
the crosspatch remarks upset the whole group.
huysuz yorumlar bütün grubu rahatsız etti.
she realized that being a crosspatch was not worth it.
huysuz olmanın değmediğini fark etti.
crosspatch attitude
crosspatch tavrı
crosspatch behavior
crosspatch davranışı
crosspatch remarks
crosspatch yorumları
crosspatch mood
crosspatch ruh hali
crosspatch expression
crosspatch ifadesi
crosspatch personality
crosspatch kişiliği
crosspatch comment
crosspatch yorumu
crosspatch response
crosspatch tepkisi
crosspatch outlook
crosspatch bakışı
he was known as a crosspatch among his peers.
o akranları arasında bir huysuz olarak tanınıyordu.
her crosspatch attitude made it hard to work with her.
onun huysuz tavırları onunla çalışmayı zorlaştırdı.
don't be such a crosspatch; let's enjoy the party.
öyle huysuz olma; hadi partinin tadını çıkaralım.
the crosspatch boy often argued with his friends.
huysuz çocuk sık sık arkadaşlarıyla tartıştı.
his crosspatch behavior was surprising to everyone.
onun huysuz davranışları herkesi şaşırttı.
she tried to avoid the crosspatch by changing the subject.
konuyu değiştirerek huysuzdan kaçınmaya çalıştı.
being a crosspatch won't help you make friends.
huysuz olmak arkadaş edinmenize yardımcı olmayacak.
he often acted like a crosspatch when he was tired.
yorgun olduğunda sık sık bir huysuz gibi davranıyordu.
the crosspatch remarks upset the whole group.
huysuz yorumlar bütün grubu rahatsız etti.
she realized that being a crosspatch was not worth it.
huysuz olmanın değmediğini fark etti.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir