dawdlings at work
iş yerindeki gevelenmeler
stop the dawdlings
gevelenmeyi durdur
dawdlings during meetings
toplantılardaki gevelenmeler
no more dawdlings
artık gevelenme yok
calling out dawdlings
gevelenenleri uyarmak
avoid the dawdlings
gevelenmelerden kaçın
dawdlings in class
dersteki gevelenmeler
dawdlings on tasks
görevlerdeki gevelenmeler
dawdlings while waiting
beklerken gevelenmeler
encourage no dawdlings
gevelenmeyi engellemeye teşvik et
stop dawdlings and start working on the project.
boş konuşmayı bırakın ve projeye odaklanmaya başlayın.
the kids were dawdlings instead of finishing their homework.
çocuklar ödevlerini bitirmek yerine boş konuşuyorlardı.
she always has a tendency for dawdlings when getting ready.
hazırlanırken sürekli boş konuşma eğiliminde.
his dawdlings cost us valuable time during the meeting.
boş konuşmaları toplantı sırasında değerli zamanımızı harcatmıştı.
we can't afford any dawdlings if we want to meet the deadline.
son tarihi karşılamak istiyorsak, boş konuşmalara tahammül edemeyiz.
after several dawdlings, they finally made a decision.
birkaç boş konuşmadan sonra nihayet bir karar verdiler.
his dawdlings in the morning made him late for work.
sabahları boş konuşmaları işe geçmesine neden oldu.
let's not have any more dawdlings; we need to leave now.
artık boş konuşmayı bırakalım; gitmemiz gerekiyor.
she was tired of his constant dawdlings during their outings.
boş konuşmaları yüzünden dışarı çıkışlarında bıktı.
his dawdlings were frustrating the entire team.
boş konuşmaları tüm ekibi sinirlendiriyordu.
dawdlings at work
iş yerindeki gevelenmeler
stop the dawdlings
gevelenmeyi durdur
dawdlings during meetings
toplantılardaki gevelenmeler
no more dawdlings
artık gevelenme yok
calling out dawdlings
gevelenenleri uyarmak
avoid the dawdlings
gevelenmelerden kaçın
dawdlings in class
dersteki gevelenmeler
dawdlings on tasks
görevlerdeki gevelenmeler
dawdlings while waiting
beklerken gevelenmeler
encourage no dawdlings
gevelenmeyi engellemeye teşvik et
stop dawdlings and start working on the project.
boş konuşmayı bırakın ve projeye odaklanmaya başlayın.
the kids were dawdlings instead of finishing their homework.
çocuklar ödevlerini bitirmek yerine boş konuşuyorlardı.
she always has a tendency for dawdlings when getting ready.
hazırlanırken sürekli boş konuşma eğiliminde.
his dawdlings cost us valuable time during the meeting.
boş konuşmaları toplantı sırasında değerli zamanımızı harcatmıştı.
we can't afford any dawdlings if we want to meet the deadline.
son tarihi karşılamak istiyorsak, boş konuşmalara tahammül edemeyiz.
after several dawdlings, they finally made a decision.
birkaç boş konuşmadan sonra nihayet bir karar verdiler.
his dawdlings in the morning made him late for work.
sabahları boş konuşmaları işe geçmesine neden oldu.
let's not have any more dawdlings; we need to leave now.
artık boş konuşmayı bırakalım; gitmemiz gerekiyor.
she was tired of his constant dawdlings during their outings.
boş konuşmaları yüzünden dışarı çıkışlarında bıktı.
his dawdlings were frustrating the entire team.
boş konuşmaları tüm ekibi sinirlendiriyordu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir