debilitatingly

[US]/[ˈdɛbɪlɪteɪɪŋli]/
[UK]/[ˈdɛbɪlɪteɪɪŋli]/

Translation

adv. Zayıflatabilecek ya da zarar verecek şekilde; ciddi şekilde; Engelleme derecesine kadar.

Phrases & Collocations

debilitatingly hot

Tükenici sıcak

debilitatingly slow

Tükenici yavaş

debilitatingly expensive

Tükenici pahalı

debilitatingly sad

Tükenici üzücü

debilitatingly long

Tükenici uzun

debilitatingly difficult

Tükenici zor

debilitatingly frustrating

Tükenici sinirli eden

debilitatingly boring

Tükenici sıkıcı

debilitatingly weak

Tükenici zayıf

debilitatingly painful

Tükenici acılı

Example Sentences

the chronic pain was debilitatingly intense, making even simple tasks impossible.

Kronik ağrı, bile en basit görevleri yapmayı imkânsız kadar yıkıcıydı.

the heat was debilitatingly oppressive, forcing us to seek shelter immediately.

Isı, bizi hemen koruma arayışına zorlayan yıkıcı bir baskıydı.

the news of the company's failure was debilitatingly disheartening for the employees.

Şirketin başarısızlığı haberleri, çalışanlar için yıkıcı bir hayal kırıklığı yaratmıştır.

the illness left her feeling debilitatedly weak and unable to get out of bed.

Hastalığı, onu yataktan kalkamayacak kadar zayıf hissettirdi.

the workload proved debilitatingly heavy, requiring overtime every week.

İş yükü, haftada bir kez fazla mesai gerektiren yıkıcı bir ağırlık olarak ortaya çıktı.

the lack of sleep was debilitatingly affecting his performance at work.

Uyku eksikliği, iş yerindeki performansını yıkıcı şekilde etkiliyordu.

the bureaucratic process was debilitatingly slow, delaying the project for months.

Kâğıt kâğıt süreci, projeyi aylarca geciktiren yıkıcı bir yavaşlıkta ilerliyordu.

the constant criticism was debilitatingly undermining her confidence.

Sürekli eleştiriler, onun güvenini yıkıcı şekilde zayıflatıyordu.

the economic downturn was debilitatingly impacting small businesses across the country.

Ekonomik düşüş, ülkenin tüm küçük işletmeleri yıkıcı şekilde etkiliyordu.

the repetitive nature of the job was debilitatingly monotonous, leading to boredom.

İşin tekrar eden doğası, sıkıcı ve yorucu bir şekilde yorgunluk hissi yaratıyordu.

the legal battle proved debilitatingly expensive, draining their financial resources.

Yasal mücadele, finansal kaynaklarını tüketen yıkıcı bir maliyetle sonuçlandı.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now