deceleration time
yavaşlama zamanı
The deceleration of economic growth is a cause for concern among policymakers.
Ekonomik büyümenin yavaşlaması, politika yapıcılar arasında endişe kaynağıdır.
The train came to a gradual deceleration as it pulled into the station.
Tren, istasyona yanaşırken kademeli bir şekilde yavaşladı.
The deceleration of inflation rates is a positive sign for the economy.
Enflasyon oranlarının yavaşlaması, ekonomi için olumlu bir işarettir.
The deceleration lane allows vehicles to safely reduce speed before exiting the highway.
Yavaşlama şeridi, sürücülere otoyoldan çıkmadan önce güvenli bir şekilde hızlarını düşürmelerini sağlar.
The pilot initiated a deceleration maneuver to prepare for landing.
Pilot, iniş için hazırlanmak amacıyla bir yavaşlama manevrası başlattı.
The company experienced a significant deceleration in sales growth last quarter.
Şirket geçen çeyrekte satış büyümesinde önemli bir yavaşlama yaşadı.
Drivers should anticipate the need for deceleration when approaching a sharp curve.
Sürücüler, keskin bir viraja yaklaşırken yavaşlama ihtiyacını öngörmelidir.
The deceleration of the train was so abrupt that passengers were jolted in their seats.
Trenin yavaşlaması o kadar aniydi ki yolcular koltuklarında sarsıldı.
The economy is showing signs of deceleration, prompting concerns about a potential recession.
Ekonomi yavaşlama belirtileri gösteriyor, bu da olası bir durgunluk hakkında endişeleri artırıyor.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir