deems necessary
gerekli gördüğünü
deems appropriate
uygun gördüğünü
deems fit
uygun olduğunu düşündüğünü
deems valid
geçerli gördüğünü
deems important
önemli gördüğünü
deems acceptable
kabul edilebilir gördüğünü
deems unfit
uygunsuz gördüğünü
deems useful
faydalı gördüğünü
deems irrelevant
önemsiz gördüğünü
she deems it necessary to attend the meeting.
Toplantıya katılmanın gerekli olduğuna karar veriyor.
the committee deems his proposal worthy of consideration.
Komite, önerisinin dikkate almaya değer olduğuna karar veriyor.
he deems the project a success.
Projeyi bir başarı olarak görüyor.
the teacher deems it important to encourage creativity.
Öğretmen, yaratıcılığı teşvik etmenin önemli olduğuna karar veriyor.
she deems him a reliable friend.
Onu güvenilir bir arkadaş olarak görüyor.
the law deems it illegal to drive without a license.
Kanun, ehliyatsız araç kullanmanın yasa dışı olduğuna karar veriyor.
they deems the new policy beneficial for employees.
Yeni politikayı çalışanlar için faydalı olarak görüyorlar.
the judge deems the evidence insufficient for a conviction.
Hakim, hüküm için delillerin yeterli olmadığına karar veriyor.
many experts deems climate change a pressing issue.
Birçok uzman, iklim değişikliğinin acil bir sorun olduğuna karar veriyor.
he deems it wise to invest in renewable energy.
Yenilenebilir enerjiye yatırım yapmanın akıllıca olduğuna karar veriyor.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir