defendant's lawyer
sanıkın avukatı
defined terms
tanımlanmış şartlar
defining moment
ayırt edici an
defendant pleaded
sanık suçlu olduğunu kabul etti
defendant's statement
sanığın ifadesi
definite article
belirli makale
defining characteristic
ayırt edici özellik
defendant arrived
sanık geldi
definite answer
kesin cevap
defining features
ayırt edici özellikler
the defendant pleaded not guilty to the charges.
sanık, suçlamalara karşı suçsuz olduğunu kabul etti.
the function's def statement defines a new procedure.
fonksiyonun 'def' ifadesi yeni bir prosedür tanımlar.
use def to create a custom function in python.
python'da özel bir fonksiyon oluşturmak için 'def' kullanın.
the legal def of murder varies by jurisdiction.
cinayetin yasal tanımı yargı bölgelerine göre değişir.
the def statement is essential for python programming.
'def' ifadesi python programlama için önemlidir.
he provided a clear def of the project's scope.
projenin kapsamına ilişkin net bir tanım sağladı.
the def of success is different for everyone.
başarının tanımı herkes için farklıdır.
the program used def to initialize the variables.
program değişkenleri başlatmak için 'def' kullandı.
a formal def of the term was required for the report.
rapor için terimin resmi bir tanımının gerekli olması.
the def of 'artificial intelligence' is broad.
'yapay zeka'nın tanımı geniştir.
the code included a def for calculating the area.
kod, alanı hesaplamak için bir tanım içeriyordu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir