delayingly slow
aşkın yavaş
delayingly late
aşkın geç
delayingly respond
aşkın yanıt vermek
delayingly arrive
aşkın gelmek
delayingly progress
aşkın ilerlemek
delayingly complete
aşkın tamamlamak
delayingly execute
aşkın yürütmek
delayingly finish
aşkın bitirmek
delayingly start
aşkın başlamak
she arrived delayingly at the meeting, causing a disruption.
Toplantıya gecikmeli olarak vardı, bu da bir aksamaya neden oldu.
he spoke delayingly, making it hard for others to follow.
Gecikmeli olarak konuştu, bu da diğerlerinin anlamasını zorlaştırdı.
the train was delayingly late, frustrating many passengers.
Tren, birçok yolcuyu hayal kırıklığına uğratan gecikmeli olarak geçti.
they handled the project delayingly, missing the deadline.
Projeyi gecikmeli olarak ele aldılar, bu da son tarihi kaçırmalarına neden oldu.
she responded delayingly to the email, which annoyed her boss.
E-postaya gecikmeli olarak yanıt verdi, bu da patronunu sinirlendirdi.
his delayingly actions led to missed opportunities.
Gecikmeli eylemleri kaçırılan fırsatlara yol açtı.
the project progressed delayingly due to lack of resources.
Kaynak eksikliği nedeniyle proje gecikmeli olarak ilerledi.
they made delayingly decisions that affected the entire team.
Tüm ekibi etkileyen gecikmeli kararlar aldılar.
she was delayingly informed about the changes in the schedule.
Programdaki değişiklikler hakkında gecikmeli olarak bilgilendirildi.
the delivery arrived delayingly, causing inconvenience.
Teslimat gecikmeli olarak geldi, bu da rahatsızlığa neden oldu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir