destabilizing factors
dengeyi bozucu faktörler
destabilizing actions
dengeyi bozucu eylemler
destabilizing effects
dengeyi bozucu etkiler
destabilizing forces
dengeyi bozucu güçler
destabilizing influence
dengeyi bozucu etki
destabilizing events
dengeyi bozucu olaylar
destabilizing trends
dengeyi bozucu eğilimler
destabilizing measures
dengeyi bozucu önlemler
destabilizing policies
dengeyi bozucu politikalar
destabilizing situation
dengeyi bozan durum
the sudden change in leadership is destabilizing the organization.
liderlikteki ani değişiklik, organizasyonu istikrarsızlaştırıyor.
economic instability can be destabilizing for developing countries.
ekonomik istikrarsızlık, gelişmekte olan ülkeler için istikrarsızlaştırıcı olabilir.
social unrest is often a destabilizing factor in politics.
sosyal huzursuzluk, politikada genellikle istikrarsızlaştırıcı bir faktördür.
his actions are destabilizing the fragile peace in the region.
davranışları, bölgedeki kırılgan barışı istikrarsızlaştırıyor.
destabilizing effects can arise from poor governance.
istikrarsızlaştırıcı etkiler, kötü yönetimden kaynaklanabilir.
the environmental crisis is destabilizing local communities.
çevresel kriz, yerel toplulukları istikrarsızlaştırıyor.
destabilizing rumors spread quickly in the workplace.
istikrarsızlaştırıcı söylentiler işyerinde hızla yayılır.
political instability can have a destabilizing impact on the economy.
siyasi istikrarsızlık, ekonomi üzerinde istikrarsızlaştırıcı bir etkiye sahip olabilir.
destabilizing factors can lead to a loss of public trust.
istikrarsızlaştırıcı faktörler, kamuoyunun güveninin kaybına yol açabilir.
natural disasters are often destabilizing for affected regions.
doğal afetler, etkilenen bölgeler için genellikle istikrarsızlaştırıcıdır.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir